| İngilizce |
Shards of me,Too sharp to put back together.Too small to matter,But big enough to cut me into so many little pieces. |
| Türkçe |
Kırık parçalarım, tekrar birleştirmek için fazla keskin. Önemsemek için fazla küçük, Fakat beni çok küçük parçalara ayırabilecek kadar büyük. |
| |
| İngilizce |
can't find yourself lost in your lie,know the truth now,you're not real and you can't save me |
| Türkçe |
Kendi yalanında kendini bulamıyorsun, Şimdi gerçeği biliyorum, Sen gerçek değilsin ve beni kurtaramazsın |
|
| İngilizce |
I know I'm not lost, I am just alone |
| Türkçe |
Biliyorum kaybolmadım,sadece yalnızım |
|
| İngilizce |
I want to go back to,Believing in everything and knowing nothing at all.
|
| Türkçe |
Geri dönmek istiyorum,herşeye inanmayı ve hiçbirşey bilmemeyi. |
|
| İngilizce |
swallowed up in the sound of my screaming |
| Türkçe |
çığlığım sesinde yutuldu... |
|
| İngilizce |
Lost from within, pursuing the end |
| Türkçe |
içten kayboldum,sonu kovalayarak |
|
| İngilizce |
Isn't something missing?-Am I that unimportant...?-Isn't someone missing me? |
| Türkçe |
birşeyler eksik değil mi? Ben bu kadar önemsizmiyim ? Birisi beni özlüyor mu? |
|
| İngilizce |
I'm so tired of being here suppressed by all my childish fears-And if you have to leave-I wish that you would just leave
|
| Türkçe |
Burada, çocukça korkularım tarafından bastırılmış halde bulunmaktan çok yoruldum ve eğer gitmek zorundaysan hemen gitmeni dilerim |
|
| İngilizce |
These wounds won't seem to heal, this pain is just too real
|
| Türkçe |
Bu yaralar iyileşecek gibi gözükmüyor, bu acı fazla gerçek |
|
| İngilizce |
I've tried so hard to tell myself that you're gone-But though you're still with me-I've been alone all along |
| Türkçe |
Kendime gittiğini söylemek için çok uğraştım-Ama hala benimle olmana rağmen-Baştan beri yalnızım |
|
| İngilizce |
Broken-lifeless-I give up
|
| Türkçe |
kırgınım-cansızım-vazgeçtim |
|
| İngilizce |
am i too lost to be saved
|
| Türkçe |
kurtulamayacak kadar kayıpmıyım |
|
| İngilizce |
I can hear you in a whisper,But you can’t even hear me screaming |
| Türkçe |
senin fısıltılarını duyabiliyorum,ama sen benim çığlıklarımı bile duyamıyorsun |
|
| İngilizce |
I'm just a girl with a crush on you |
| Türkçe |
ben sadece sana aptalca bir aşkla bağlı bir kızım |
|
| İngilizce |
Love me,cause inside I'm slowly dying call me, don't you know that my heart is crying? |
| Türkçe |
Sev beni,çünkü içten içe yavaşça ölüyorum Seslen bana,kalbimin ağladığını bilmiyor musun? |
|
| İngilizce |
Look into my eyes, you will find sadness and loneliness Just look inside my soul, i'm feeling so empty, empty...
|
| Türkçe |
Gözlerime bak,yalnızlığı ve üzüntüyü bulacaksın Sadece ruhumun içine bak, çok boş hissediyorum,boş... |
|
| İngilizce |
Baby Everytime you touch me I become a hero I'll make you safe No matter where you are And bring you |
| Türkçe |
bebeğim bana her dokunduğunda bir kahraman olurum seni koruyacağım nerede olduğun önemli değil seni getireceğim |
|
| İngilizce |
All the souls that would die just to feel alive But I'll never let you go If you promised not to fade away |
| Türkçe |
Tüm ruhlar ölebilr,sadece canlı hissedenler Ama asla gitmene izin vermeyeceğim Eğer söz verdiysen solup gitmez |
|
| İngilizce |
See you at the bitter end From the time we intercepted Feels more like suicide... |
| Türkçe |
Acı sonda buluşuruz Yollarımız kesildiğinden beri İntiharmış gibi geliyor |
|
| İngilizce |
I know, the past will catch you up as you run faster |
| Türkçe |
bilirim ne kadar hızlı koşarsan koş geçmiş seni yakalayacak |